emir almayı sevdiğim, kurallara çok uyduğum söylenemez ama oyunu her zaman kuralına göre oynardım. saygıda asla kusur etmedim. hep ezilenin yanındaydım (ki bu yüzden çok dayak yedim, hatta cumartesi pazar dahil 3,5 ay her gün) linkteki videoyu seyrettikten sonra kim askere güvenir? bir de bunlar astsubay. https://www.facebook.com/reel/1940319896506903
emir almayı sevdiğim, kurallara çok uyduğum söylenemez ama oyunu her zaman kuralına göre oynardım. saygıda asla kusur etmedim. hep ezilenin yanındaydım (ki bu yüzden çok dayak yedim, hatta cumartesi pazar dahil 3,5 ay her gün) linkteki videoyu seyrettikten sonra kim askere güvenir? bir de bunlar astsubay. https://www.facebook.com/reel/1940319896506903
Ben dayağın yasaklandığı döneme geldim.
Askerliğimin yarısı dayak yemekle geçti. Suçlu olsanda dayak yiyorsun olmasanda.
Diğer yarısında yasaklamışlardı ama hala devam ediyordu.
Akşam koğuş içtimasında sıra dayağından kurtuluş yoktu.
Yemekhaneye gidenler ile nöbete gidenler kurtuluyordu.
Bende başkalarının yerine nöbete gidiyordum dayağı onlar yiyordu.
Bizim komutan böyle videodaki gibi yürüsek bizi hastahanelik ederdi.
Ben dayağın yasaklandığı döneme geldim.
Askerliğimin yarısı dayak yemekle geçti. Suçlu olsanda dayak yiyorsun olmasanda.
Diğer yarısında yasaklamışlardı ama hala devam ediyordu.
Akşam koğuş içtimasında sıra dayağından kurtuluş yoktu.
Yemekhaneye gidenler ile nöbete gidenler kurtuluyordu.
Bende başkalarının yerine nöbete gidiyordum dayağı onlar yiyordu.
Bizim komutan böyle videodaki gibi yürüsek bizi hastahanelik ederdi.
dayağı kaldırmak için 3,5 ay dayak yedim, yönetmelikleri okudum anlattım, bilgim ile o rütbelilerin hepsini ezdim, buna bölük komutanı da dahildi. neden mi böyle bir şey yaptım? bir arkadaşım yediği dayağı onuruna yediremedi koğuşta kendini G3 ile vurdu. subay astsubaylar olayı kapattı ama ben kapatmadım. ve oyunu kuralına göre oynadım. ödül mü? dayak kalktı ben başka bir yere gittim. gerçi orada da rahat durduğum söylenemez. herkes teskere aldı ben kovuldum. veda içtimasına bile çıkarılmadan güle güle dediler. hatta başçavuşum bir daha istanbula bile gelme temennisiyle yolladı beni.
2. dünya savaşının mukkades komutanı stalin bi gün boğaz ağrısıyla uyanır. ilaç tedavisi iş'e yaramayınca doktarları kars balını önerir. derhal dışişleri devreye girer ve türkiye'ye bi nota verilir. kaderin cilvesi işte türkiye'yi de o zamanlar mukkades bi komutan yönetmektedir. sscb'nin mesajı ulaştığında bunun bi müzik notası olmadığı anlaşılır. bu kutup ayısına balını, pardon elini verenin kolunu, bacağını ve hatta tüm vücüdunu kaptıracağını bilen devlet adamları çözüm arayışına girer. bu zor zamanlarda okyanusun ötesindeki truman emmiyle temasa geçilir ya da derdimizi duyduğu için o bizle temasa geçer, öncelik konusu çok net değil. pazarlık sonunda istenen Nuri verilir karşılığında da ayı kapanı alınır.
15 aylık serüven,
75 gün Samsun da geçen çavuş eğitimi,
Ve Kızıltepe/MARDİN de geçen usta birliği.
Sıcak hava ve sıkı bir eğitim den başka askerlikten aklımda kalan tek şey,
Bölüğün atış mangasında olup sürekli deli gibi atış yapmaktı.
Şimdi bakıyorum da 18 yıl geçmiş aradan ne ara geçtiyse artık.
kaan yerli ve milliydi değil mi? motor yoksa uçak yok, pilotlar ölsün fırlatma koltuğu olmasın, joystick midir nedir o olmasa da uçak uçar zaten. https://www.facebook.com/reel/1158024579466425