değerli ustalarım, buralarda kaba (kime göre? neye göre?) bir, nasıl denir atalar sözü vardır. derler ki;
"şeyinde peynir gören, kendini kaptan sanırmış" ben yumuşattım sizler anladınız sanırım. ne yani bir diploma alınınca, o diplomanın etiketine mi sahip olunuyor.
rahmetli bir avukat arkadaşımın oğlu uluslar arası ilişkiler okudu. sonra haritada yerini bulmakta zorlandığım bir ülkenin büyükelçiliğinde sekreter yardımcısı olarak işe başladı. umarım başarılı olur 10-15 yıl sonra büyükelçi olarak görebilirim.
yukarıdaki deyişte. ilk önce tekneye miço olarak girersin, sonra gittiğin deniz mili/ yıl,ay hesabına göre gemici olursun, yine aynı hesaba göre usta gemici, hesap devam eder reis olursun (yeteneklerinin artması lazım) sonra da kaptan olursun. tabii ki burada yeterlilik sınavı ve üst kademe kaptanların onayı da lazım.
bilmenizi isterim ki. kaptan rütbesi askeriye olarak yüzbaşı, sivil olarak belediye başkanı ile kaymakam arasıdır.
şimdi git denizcilik lisesine al diplomayı çık süvari yardımcısı olarak başla işe. (yardımcı kaptan)
sonra elimizde harita okumayı bilmeyen, rota çizemeyen, gök yüzüne bakıp hava tahmininde bulunamayan. navigasyon gps olmadan limandan çıkamayan kaptancıklarımız oluyor.
bilerek mühendis örneklemesi yapmadım. zaten okuyan anlar. kaptan köşküne çıkıp dümen tutmakla kaptan olunmuyor.