sayın @Under Ground ustam, ben semavi dinlere inanmıyorum. benim için insanın dini inancı, siyasi inancı, alt kimliği ( hani şu son günlerde ısıtılıp ısıtılıp önümüze atılan etnik kimlik) ırkı cinsiyeti benim için hiç önemli değil. yeter ki doğru olsun, dürüstlük ve vicdan benim için yeterli. bana laf anlatmaya çalışanlar önce kitapta yazılanları okusunlar ve kitapta anlatılan dini yaşasınlar. kuran hala benim baş ucu kitabım açar zaman zaman okurum, kafama takılan bir şey olursa yine bakarım kitap ne diyor diye. (şimdi rahmetli oldu, bir imam olan benden yaşça büyük sevdiğim bir arkadaşım vardı, turizmde çalışıyor tekne kaptanlığı yapardı ve teknesinde içki satıyordu ve benim içmeme kızmasına rağmen, teknesinde çalışan 3 personele değil geceleri teknesini bana emanet ederdi. neden mi? çünkü denizde ben ondan bile ustaydım. bana içme haram dediğinde tamam haram da satmak haram değil mi? dediğimde. ne yapayım para kazanıyorum derdi.) hani müslümandık hani içmekte satmakta haramdı? ya tam yaşarsın yada yaşamazsın, 5 vakit namazda olsan da her şekilde haramdan uzak duracaksın. kendi çıkarın için esnetirsen (ki esnetmek olmaz) yaptığın ibadet boşa. şimdi ben inançsızım ama işimin ustasıyım ve içki içiyorum günaha giriyorum ama senin 3 tane elemanın varken ve ben başka teknede çalıştığım halde tekneni neden bana emanet ediyorsun. ölüm konusuna gelince insan kalbinde birini öldürüdüğün de kendi iç huzurunu buluyorsa kimseyi ilgilendirmez. kim bilir belki de birileri de beni öldürmüştür. ne mutlu onlara. çok değişik insanlarla tanıştım arkadaşlık yaptım. hiç birini ne siyasi görüşü ne dini görüşü, ne de alt kimliği ile arkadaş olmadım. ben onların insan yüzleriyle arkadaş oldum. onlar beni bilirler ben de onları. bizler insanız aslına en ilkel en korkak canlılarız. bir canlı düşünün ki kendi korkusunu yenebilmek için görünmeyen elle tutulamayan ilahi dedikleri varlıklar yaratsın ve etik dediğimiz ahlak dediğimiz yaşam düzeni, topluluk kuralı dediğim doğal olan "birlikte yaşamak kurallarını" her ihlal ettiğinde ondan özür dileyerek, af dileyerek kendini aklamaya çalışır? vicdan işte burada lazım doğru olmak burada lazım. inançlar sonra gelir. peki ben ne zaman öleceğim? işte burada doğanın yada tanrının bahşettiği bu bedeni ne kadar iyi kullandığıma bağlı. ne kadar iyi kullanırsam o kadar uzun yaşarım. ne kadar da kötü kullanırsam o kadar kısa yaşarım. yani bu hayatımın sorumlusu benim, ben bedenimde sorumluyum ve kitapta der ki, "ben sizlere kullanasınız diye akıl verdim". haaaa bu arada ben öldükten sonra, toprağa girdikten sonra arkamda ne bıraktığım önemli, benim için iyi veya kötü demeniz neyi değiştirecek? benim için söyledikleriniz beni mutlu mu edecek, yoksa üzecek mi? yahu öldüm torağa karışıyorum söylediğiniz hiç şeyi duymuyorum. beni mutlu edecek sözleriniz varsa ben yaşarken söyleyin ki ben mutlu olayım, varsa hatalarım söyleyin ki düzeltmeye çalışayım. ( lütfen buradaki beni sorgulayınız) insanlar unutulduğunda ölür aslında.Mesela ben dindar bir insanım. İyi ya da kötü doğru, yanlış ya da doğru kavramlarımı hayat icinde şekillendirirken ilk referansım kur-an ve hadisler oluyor. En azından bu şablona kendimi uydurmaya çalışıyorum. Gayretim ve çabam bu yönde.
Sekuler hayat tarzını kabul etmiş insanlar için diyelim ki bu da felsefe olsun ya da doğunun herhangi bir mistik başka öğretisi. Eğer biz ikimiz aynı populasyonda birbirimize zarar vermeden ve rencide etmeden yaşayabiliyorsak ve toplum için pozitif fayda üretebiliyorsak ( ki bu olmuyor genelde ) ortak bir iyi ya da kötü paydası olusturabilmisizdir ya da bunu becerebilmek için yola çıkmışızdır.
Bizim toplumumuz da malesef her cenahtan ve gruptan insan her zaman yanında yönünde ve gerekli makamlarda kendi dünya görüşünden insanların olmasını ister ( nepotizm ) . Daha liyakat ve adalet kavramlarının en çok olması gerektiği yerde bile ortak payda üretemezken iyi ya da kötü nün ne olduğu konusun da ortak bir payda üretilmek acaba imkansiz mı?