Boşanma Davalarındaki Artış

Bundan 10 sene kadar önce böyle bir yazıya gülüp geçerdim.
Ne yazık ki neler döndüğünü şu aralar çok iyi anlamış durumdayım.
1) Adalete güvenmeyin. Erkekler para ile de olsa avukat bulamazlar. Bulsalar da avukatları parayı alır almaz toz olurlar. :p
2) Hakimlere güvenmeyin. Benim davamda hakimin önüne yazılı belgelerle davacı ve tanıkların yalancı olduklarını kesin olarak ispatlayan belgeler sunduğum halde hakim yüzüne karşı yemin ederek yalan ifade verenleri ödüllendirdi.
3) Sevgi saygı sadakat bunlar artık sözlükte kalmış kelimelerdir. Senin için ölürüm diyen bir kadın bile karşısına zengin biri çıktığında ona da yamulacaktır.
4) Yıllar önce kadınlar boşandıklarında madur olurlardı. Şimdilerde zengin oluyorlar. Mal paylaşımında hiçbir hakkı olmasa da yarı hisseye sahipler. Mal evlilikten önce edinilmiş ise tazminat ile el koyabiliyorlar.
5) Önceden kadınlar boşandıklarında kendi hayatlarını idame etmek zorunda idiler. Boşanmış bir kadının yeniden evlenebilmesi oldukça zor ve bazı koşullara bağlı idi.
Günümüzde bunların hiç bir hükmü kalmamıştır. Bir kadın boşandığında doğrudan sosyal medyaya dalıp ilkel erkekleri peşlerinden sürüklemeyi ve onlardan dilediklerini almayı çok iyi biliyorlar.
6) Kadına şiddet artık ağızlarda sakız olmuştur. Bir kadın eşim bana şiddet uyguladı derse bile ispat etmeye yükümlü değildir. Doğrudan erkekler zan altındadır.
7) Bir kadına istediklerini asla veremezsiniz. Hep daha fazlasını isterler. Veremediğinizde ise benim gibi iftiralara maaruz kalma olasılığınız %99 dur.
8) Bir kadını etkilemek için asla mal varlığınıza güvenmeyin. Eğer evlenecekseniz asla mal mülk sahibi olarak evlenmeyin. Evlenecekseniz de tüm malınızı mülkünüzü satıp kirada oturun. Paranızı da Sırdaş hesaplara yatırın.
9) Mutlaka evlilik sözleşmesi yapın. Kadın çalışmıyorsa ilk boşanmada ilk talebi nafaka olacaktır. Ömür boyu gelir elde etme yolları kadınlardan yanadır.
10) Yıllar önce zina suç olmaktan çıkartılmıştır. Artık zina yapan kadınlar birkaç bin TL gibi tazminatla yırtıyorlar. Ama erkek zina yapıyorsa vay haline.. Bir çok dizi ve filmlerde değinildiği üzere donuna kadar alınıyor.
 
25 yaşında bu işlerin tam ortasına oturmuş birisi olarak durumu kendi açımdan izah edeyim,,,,

Daha okulu yeni bitmiş (stajım duruyor bitmiş bile sayılmaz), 25 yaşını doldurduğu için SGKsı bile düşen bir gencim. Yıldız teknik gibi bir okulun inşaat mühendisliğini (okuması en zor mühendisliklerin başını çeker) 18 yaşında dolar 4tl iken yazmış ve bitirme aşamasına gelmiş durumdayım.

Sevgilim yok, salak saçma, kendi iç çatışmasını aşamamış kızların egolarıyla uğraşmayı tercih etmiyorum. Ve işim de yok, maaşım da yok, boş ilgi cilve verecek vaktim de yok.

Babamın hevesliği var düğün yapmayı çok istiyor, tamamen kendi içinde biraz daha egosunu tatmin etmek amaçlı. Yoksa bir düğün yapacak para bile ya vardır ya yoktur. Düğünlere taktığı 400-500TL gibi rakamların bana takı olarak geri dönüp hayatımı rahatlatacağını düşünüyor. 3-5 düğüne takı taktığı için ay sonunda parasız kalıp gerginliği artıyor (viskiyi/rakıyı alırken parası hiç azalmıyordur)

Benim de babamın aksine, evlensem bile düğün yapmaya hiç ama hiç isteğim yok. Tamamen mantık ve bütçe dışı.

Evlilik konusuna gelirsek benimle yaşıt (25) evlenen arkadaşlarıma bakıyorum ağzım açık kalıyor, tanımasam derim ki helal olsun, tanıdığım için şaşkınlıklarım katlanıyor.

25 yaşına gelince kadınlar biyolojik olarak ve aşağılık kompeksinin getirdiği geri kalmışlık hissinden dolayı evlenmek için çabalıyorlar. Yanlış anlamayın tek çabaları evlenmek. Yuva kurayım, düzen kurayım değil ha, evlenmek. Evlendikten sonra 10-15 gün balayının ardından ne olacaklarını bile düşündüklerini sanmıyorum. Hal böyle olunca boşanmak da gayet normal oluyor.

Kendimi bir kızdan vallahi zor kurtardım, ocak şubat gibi tanıştık, eylül ekim gibi isteme olur nikah nişan olur hesabını yapıyor, yanlış anlamayın gayet olağan bakıyorum, kafa yapısı uyuyorsa neden olmasın. Sorun şurada, kız 25 yaşına gelmiş, kendi iç dengesini kuramamış, bir gün konuşmayalım bitsin öyle böyle, ama eylül gibi de nişan olacağını düşünüyor, yok daha neler yarabbim.

Eskiden 15 yaşında erkeğin boş gezmesi saçmalıkken, şuan 25 yaşında boş gezen erkek gayet normal karşılanıyor. eğitim yok, ahlak yok, güvenme şansın hiç yok. Kız arkadaşımın bir kız arkadaşı, aynı gün 3 kişi ile teker teker birlikte olmuş. Sabah-öğle-akşam. Kızı görsen bir prenses.

Kendim anlatayım, kapalı bir kız arkadaşım vardı(kapalı olması önemli bir detay) ben konuşmayı kestim, aradan 3 4 ay süre geçti bayram hatrıdır yazayım en azından kötü bitmesin diye, kız başkasıyla ilişkiye girerken beni aradı sonra suratıma kapattı. İşin kötü tarafı o da değil, yine geri dönecek yüz buldu. 24 yaşı şuan, seneye ondan da evlilik bekliyorum.

Ayrılmak için çok sebep sayarım, birlikte kalmak için 1-2 bilemedin 3 sebep bulabilirim. Bu mesajım dursun burada bakalım sonuç ne gösteriyor.
 
Kadınların evlilikte şımarıklık düzeyine gelmesinin sebebi şu anki yasal kurallar ve bu kuralların yorumlanması. Kadını koruyacam diye erkek figürünü potansiyel suçlu yapıp, erkeğin psikolojik ve maddi yükünü hesap etmeyen aileyi koruma amaçlı kanunlar ve bunların uygulanmasında ki sert önlemler ciddi bir problemdir.. Kadını korumak aileyi korumak değil. "Kadının beyanı esastır" böyle bir kanunda madde yoktur. Orjinali "mazlumun beyanı esastır" ama kanunun ana maddesini okuyunca bunun kadın için olduğu açıktır. Erkekte alabilirde, pratikte neredeyse yoktur. Kades diye bir uygulamayla bir tıkla kendinizi hapiste bulabilirsiniz. Böyle bir gücü, hormonları ile kafası karışık kadınlar ile neredeyse hiç bir etik sınırı olmayan avukatlara verirseniz son derece kötü bir şekilde suiistimal edilmesi kaçınılmazdır.

Koruma yani uzaklaştırma kararları, eğer bir gün bunlara yolunuzu düşerse (Allah korusun) ne demek olduğu anlaşılabilir. Özellikle bu kuralla gerçek bir tehlikeyi önleme ihtimali yoktur, bu ülkede karakola saldıran, adliyede savcıya saldıran bir durum varken, eğer koca eşine gerçekte zarar verecekse, hatta zarar verdikten sonrada kendi intihar edebiliyorsa kadının zaten hiç bir şansı yoktur. Gerçekten böyle bir tehlikesi olan kadın sığınma evine, adamı göz altına almak gerekir, sahte ihbar yapan tarafa da tedbir uygulanmalıdır. Pratikte yoktur. Çekişmeli davalarda uzaklaştırma kararı neredeyse fikstir, bunu da tehlike potansiyeli önlemek gibi kılıf uydurur avukatlar. Dava açılınca adamın tepkisinden korumak içinmiş!!! yersen. Aynı evde kalırlarsa adam kadını manipüle eder barışırlar. (yani barışırlar bende ekmeğimden olurum diyor avukat). (Barışmak kötü bir şey !!). İşte kadınlar sizi geri zekâlı gibi gören avukatların oyuncağı oluyorsunuz, esas manipülasyonu o zaman yiyorsunuz. Esasında çoğu kadın ben boşanmak istiyorum dediğinde bile esasında çok emin değildir, avukata gidipte dava açılmayını görmedim. Avukat kadını eline alır, sert dilekçelerle davayı açar, adamı sıkıştırıp anlaşmalıya çevirmeye çalışır. Dava açılışı çekişmeli (ücreti 200 bin tl) sonu anlaşmalı boşanma (ücreti 50 bin tl civarı) olsun avukatların en sevdiği. Yaklaşık 150 bin avantadan para. Yıllarca dosyayı takip etmeye gerek kalmadan. Bu arada evlilik içinde yaşanan tüm olaylar abartılarak dilekçelerde. Kadınlar uyanın artık!!!! o anlı şanlı avukatların 3 kuruş maaşla çalıştırdığı yeni mezunlar davanıza giriyor. Erkek aldattı mı tekrar yapar, boşan gitsin diyen avukatın, aldatan erkek müşteri geldiğinde nasıl savunduğunu görsen anlarsın belki gerçekleri...

Birde uzaklaştırma da kimsenin görmediği şey adamı evden uzaklaştırdın, adam nerede kalacak o sayın çok bilmişler. Ne yapacak akrabası olmayan bir şehirde, parası da olmayan adam nerde kalacak, kendi evinden kendi çocuklarından adamı koparıyorsunuz, avukatların davada avantaj etmeye çalıştıkları yapının zararını görün. Haksız alınan uzaklaştırma kararı ile adama çok büyük tahrik oluyor, birde kocasına uzaklaştırma alıp evine sevgilisini alan kadınlarda var...

Evden atılıyorsun, yeni bir ev bulmak zorundasın, bu arada aile evinde kirasını ve yeni tutacağın evin kirasını da sen karşılayacaksın, erkeksin ya süpermensin ve 15 gün içinde rezil iftiralarla dolu dilekçeye cevap vermek zorundasın. Bu arada mahkeme celbi de atıldığın eve geliyor şaka gibi... Kadının eli zayıfsa avukatı devamlı uzaklaştırmaları yenileyecektir, erkek tarafı uzaklaştırmalara itiraz etse de ret olunacaktır.

devamı gelecek...
 
Şimdi dava açıldı, aile konutu şerhi getirildi, uzaklaştırma alındı, sizde avukat tutup hem savunma hem karşı dava açtınız (maddi yükü düşünmek bile istemiyorum). Dava dilekçesinde karınızın daha doğrusu avukatının hayal gücüne bağlı olarak aşağı yukarı her şeyden suçlandınız (net bir aldatma ve tabip -adli kayıtlı bir şiddet vakası yok ise, eğer varsa sadece bunlara odaklanılıyor zaten).

ilk suçlanma cinsel hayat ya ereksiyon probleminiz var, ya da eşinize karşı sapkın şekilde yaklaşıyorsunuz, uzun uzun yazarlar, özellikle kadının avukatı da kadınsa bunun üstünde durur.
ikinci aşama kişiliğiniz, asosyal ya da saldırgan diye suçlanırsınız.
üçüncü aşama psikolojik şiddet.. ona yaptığınız hakeretler.
dördüncü aşama fiziksel şiddet .. öfke kontrol probleminiz vardır.Evde terör estiriyorsunuzdur.
beşinci aşama ekonomik şiddet, karınız çalışıyorsa maaş kartını alıyorsunuzdur, eşiniz çalışmıyorsa zorla onu çalıştırmadığınız iddia edilecektir.
altıncı aşama sadakatsizlik... her gece dışarı çıkıp, kiminle olduğunuzu söylemediğiniz iddia edilecektir. İpe sapa gelmez şeylerle suçlanırsınız.

sonra velayet aşaması ne kadar sorumsuz , ilgisiz baba olduğunuz vurgulanıp, velayeti isteyeceklerdir.

Dava açıldıktan sonra tedbir nafakası istenecek, yaklaşık 3 ay sonra geriye dönük şekilde hdava sonuna kadar her ay ödenecek, duruma bağlı 10-25 bin tl arası)

tazminat talebi 1 ile 10 milyon tl arasında (madd+manevi tazminat istenecek), nafaka ise 40-100 bin tl arası bir rakam istenecektir. (güncel 2026 yaz )

siz bu dilekçelere mantıklı, kanıtlı cevaplar versenizde davanın çok sonucuna etki etmeyecektir.

bir dava dilekçesi, ona karşı cevap dilekçesi, cevap dilekçesine karşı cevap dilekçeşi ve son ikinci cevap dilekçesi ile son bulacak, hatta karşı davanızda aynı şekilde dört dilekçeyle bitecektir.

sonucu da yazayım, yargıtaya kadar bir şekilde gidecek davaların genel sonucu...

Boşanma olucak...

Erkek tarafı daha ağır kusurlu bulunacak, bu sebeple kadına tazminat ve nafaka hakkı doğacak.
Velayet anneye verilecek...

tazminat tahmini: 200-400 bin tl arası olacak. (aldatma ve hayata kast gibi durumlarda farklı 2 milyona kadar çıkabiliyor) (tazminatlar tarafların talebine bağlı hakim tarafından belirlenir, hakim istenilenden daha fazlasını vermez)
yoksulluk nafakası: Ortalama 15 bin tl (eş çalışmıyorsa)
iştirak nafakası : 30-40 bin tl arası (çocuklar için- adamın geliri ve çocuk sayısına göre değişebilir, özel okulda okursa farklı vb.) bu nafakada davadaki kusurun ilgisi yoktur. Çocuk için verilir. Adam davayı kazansa da çocuk annede kalırsa adam bu nafakayı vermek zorundadır.

Tazminat ve nafaka ödenmezse icra ve hapis durumları vardır, bu sebeple eşinizle aranızın kötü olmaması gerekir. Eşinizle aranızdaki anlaşmaya göre ödeme planını yaparsınız. Bide kadın avukatın vekalet ücreti yaklaşık 50 bin tl civarı onu ödersiniz.

Bundan sonra mal paylaşımı ve kadının ziynet davaları vardır...
devamı gelecek...
 
Son düzenleme:
güzel dostlar, her aşkın iki yüzü vardır, bakabilmek lazım, görebilmek lazım. ilk önce okuyup araştırmak lazım mehir ne demek diye. sonra yeni dünyamıza bir bakın kaçınız imam nikahı kıydırdı (gerçek anlamda) ve gücü yettiğince mehir vereceğini şahitler huzurunda belirtti? sanırım sayı sıfıra yakın çıkacaktır. dini yaşamak başka bir şeydir, dini kullanmak başka bir şey. (hassas bir konu dikkatli olmaya çalışıyorum) ataerkil bir düzen/sistem/dinde mehir kadını korumak için yazılı olmayan bir yasadır. ki yazılanda da erkeğin gücü kadardır. benim gücüm 1 kg altın iken benden 10 kg altın istenirse, açıp görmek isterim altın kaplama mı diye.
kanunlar hiç bir devlet veya toplumda asla kusursuz değildir. ataerkil toplumlar kadını her zaman ikinci plana atmış ve sadece üreme ve ev işçisi olarak görmüştür. tabii tarlada bağda-bahçede çalışacak değil mi?
burada kadını koruyormuş gibi yapmak için de mehiri uydurmuştur. ki kadın boşandıktan sonra en azından evine gidebilsin. zaman scalasını incelerseniz görürsünüz. gelin girersin, ölün çıkar. babası bile evine almaz.
zaman scalası yukarıya çıktığında kadın ekonomik özgürlüğünü eline aldığında, erkekler çöp olmuştur. (göreceli bir deyim)
kanunlar her durumda kadını zayıf görüp korurken, erkek ezilen olmuştur. çünkü kadının beyanı esastır.
şimdi bu iki ucu b*klu değnek olan durumda görmemişlerden olan kadınlar kendilerini altın kaplama olarak sunmaya çalışıyorlar. belki eskittikleri boğaza bir tane daha köprü yapabilir dikkatli olmak lazım.
sosyal medyada gördükleriniz uçuk değerler, fazla takılmamak gerekir.

hayat kimseye adil davranmaz. benim de hayatım az renkli. ertesi günü adını hatırlamadıklarım da oldu, unutamadıklarım da oldu. hepsi geçmişte güzel bir sayfa. getirenler oldu, götürenler oldu (her şeyi maddiyat olarak görmeyin. parayı her zaman kazanırsın).
o yüzden kazanılan bu özgürlüklerin kıymetleri şimdilerde bilmiyorlar. bir veya iki kuşak sonra öğrenecekler. öpen erkekler, öptüren kadınlar bunun skor tabelasında bir çizgi olmadığını anlayacaklar.
kızıma ev almaya çalışıyorum, erkek arkadaşıyla beraber yaşıyor. tabii ki ev kızımın üzerine olacak, ama nikah olayı işin içine girerse; evlilik anlaşması yapmadan onay vermem. yeteri kadar kazanıyor, kendi kendine yetiyor. evi de ben alıyorum, yarın olmadı ayrılıyoruz dediklerinde evin yarısını o adam alamaz. alır eşyasını çeker gider. kızım da hayatına kaldığı yerden devam eder.
daha fazla yazmayacağım. adem olan anlar zaten.
 
ilk suçlanma cinsel hayat ya ereksiyon probleminiz var, ya da eşinize karşı sapkın şekilde yaklaşıyorsunuz, uzun uzun yazarlar, özellikle kadının avukatı da kadınsa bunun üstünde durur.
ikinci aşama kişiliğiniz, asosyal ya da saldırgan diye suçlanırsınız.
üçüncü aşama psikolojik şiddet.. ona yaptığınız hakeretler.
dördüncü aşama fiziksel şiddet .. öfke kontrol probleminiz vardır.Evde terör estiriyorsunuzdur.
Benim davayı anlatmışsınız. Yoksa avukat senmiydin :p
 
Medeni nikah ve yasalarla tanımlanmış haklar hukuken var iken hala imam nikahı, mehir vs. konularının gündem işgal etmesi, günlük yaşamda yer alması akıl işi değil.
Toplumsal tepkilerin akıl yerine duygu, aidiyet, inanç temelli olması doğu ülkelerini tanimlayan sosyolojik bir tesbit olarak yine önümüze gelmekte..
 

Forum istatistikleri

Konular
133,487
Mesajlar
971,802
Kullanıcılar
459,514
Son üye
safaktpc
Geri
Üst